Categorized under: kamerce

göç

göç etmek istiyorum
benden ötelere
kendimin olmadığı bir yere
mülteciyim bu şehirde
bitmeyen bir savaş kendi cephemde
en ağır silahlar doğruluyor nefsime
mavzerler nişan alıyor beni
ateş eden de ben
kurşun yiyen de
savaşın sebebi de benim
galibi de
mağlubu da…

savuşmaz yaralar açıyorum yüreğimde
en şiddetli silahlarla.
ateş ediyorum bedenime.
bitmiyor bu sızı
med cezir…
hicret istiyorum ötelere
BENin bana zarar vermeyeceği
maviler ülkesine
müşrik duygulardan kurtulmak istiyorum
BENsiz diyarlara
benli kervanlarla ulaşmak
bu savaşta ateşkes imzalamak…

*************
göç yine göz kırpmakta
umut bizi bekler uzakta.
yolcuyuz bu hayatta…
hep unutsak da

Categorized under: kamerce

dön

dön yeter ki…

yine sığmayalım satırlara.
kafiyeler bize uysun.
koşmayalım redifin peşi sıra.
aruz tahtından olsun.
devrim yapalım.
yayınlansın sayfa sayfa.
mürekkep olsun cunta.
aşıkar olalım her satırda.
dilersen büyük harflerle
haykıralım bu sevdayı.
olmadı italıkleriz
büyük puntolarla.
kendi alfabemizle.

kareli defter esir alamaz
bizden düşen harfleri.
sınır tanımayız çizgiler arasında.
bir defter biter bini sıralanır.
yeter ki biz
muhabbeti koruyalım.

ey kalemım..
sen de dönmezsen
kim duyar yakarışlarımı.
ak satırlar bakmaz yüzüme.
ne olur dön
ve bir daha gitme….

Categorized under: kamerce

geç

“kamer” olmaktı dileğim
kayan yıldızlara gecenin siyah örtüsüne inat
aydınlatmaktı semayı
olmadı yüreğim olmadı….
unuttum
içimin karanlığını.
geç farkettım
güneş gibi RABB aşkıyla yanmadığımı…

2007/kamer

Categorized under: kamerce

güneş

neden bilmiyorum
ağlayamıyorum artık
göz pınarlarım çöle döndü
kelimelerin takatsiz kaldığı bir kuraklık
içimde kaknüsler boy atıyor
kavurucu bir sıcak sol yanımda
ve korkunç çöl fırtınası
gönül ummanında
heryer toz duman
geceyi kıskandıran bir karanlık
hiçbirşey göremiyorum
ne zaman biter bu girdap?
sabah olsun istiyorum
nerde kaldı bu aydınlık
eyy güneş doğ artık.
12,07,08
Categorized under: günce, kamerce

kamercee

 
af diliyorum ya RABB
bedenime değen her yağmur damlası kirleniyor.
zihnime düşen hayaller lekeleniyor.
umutlara günahkar varlığımın gölgesi düşüyor
“tevbe” diyor helalin tadını bilmeyen dilim
lutfet ki yolundan hiç dönmeyeyim…

20mart08

Categorized under: ikra yla düşünce yola

İslam Düşüncesinde İMAN Kavramı

allah1

“Bu eser, İslam İlahiyatı`nda itikat yahut iman kavramının, tahlile dayalı bir tetkididir. İki türlü amacı vardır. Bir yandan bir tarihî sürecin ayrıntılı anlamını vermek iddiasındadır ki, bu tarihi süreç, iman kavramınının doğduğu, geliştiği ve müslümanlar arasında teorik bakımdan irdelendiği süreçtir. Öte yandan yine bu eser, dikkatli bir semantik analiz yapmayı hedefliyor. Bu analiz, iman kavramı ile o kavramla bağlantılı anahtar kelam ve bu kelamın kendi aralarında kurdukları kavramsal dokuları analizidir. İman, tarihen İslam`daki ilahi kavramların ilki ve en önemlisiydi. Metodik bir tahlil yolu ile, İslam düşünce tarihinin bu en ilginç çevrelerinden birini aydınlatmış olacağız.”

deniliyor bu kitap hakkında netteki sayfalarda..

peki ya bizcesi???

semantik anlayışla “küfr” den başlayıp imanla sonlanan bir kitap.

sistemin basamaklarında imanın karşıtı küfr

*tekfir

*büyük günah/kar

*iman ve islam

*iman kavramının öz yapısı

*iman ve bilgi

*tasdik,ikrar , amel

ve inşallah la bitiyor sayfalar…

zihinde kalansa ..

buyrun başlayalım yazmaya:  Üç nokta..

Categorized under: satıra düşen sözler

KİMSE

yalnızlıkKİMSE.

zamanı yıllarla tartanlar
yanılırlar
hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle
hatta çoğu zaman kendiyle bile
yaşanır, içini tohuma bırakır
geçer gider
geçmez sandıkların bile

hiçbir geçen tartılmaz kalanla
neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan
kimse kimse kimse
sahi kimse
ya da hiç kimse
söylediklerimden çok
sustuklarım
seçtiklerimden çok
reddedilmek için
ne kadar varsam
o kadar kimseyim kendime

güç kötü bir şey
kaderken de
kaldıramazken de
güç kötü bir şey
güçlüyken de
güçsüzken de
kaldığın yerden devam etmenin karanlığı
benzemiyor hiçbir çaresizliğe
kimin kaldığı yer var ki dünyada
kaldım sandığın yer
bizden geçendir çoğunlukla
içimizi parçalaya çoğalta
hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla
bütün iş birinin dediği gibi,
yavaşça acele etmek aslında

ölene kadar yavaşla işte
ölene kadar yavaşla
ne başkalaştırırsan o kadarsın
başkalarının imtihanlarından büyük gelecekler umma

çaresizlik bile bizden bir başkası yapmaya yetmez
bize biçilmiş döngüye katlanırız yalnızca
bir bakıma hiçbir yerdeyiz
bir bakıma yalnızca buradayız
var oluşumuzun ağırlığı altında ezilirken yapayalnız
ait olduğunu sandığın bütün grupların içinde yapayalnız
reddin imkânları sayım kayıpları yoklama kaçakları
sanma ki hayat bizi bekler başka kıyılarda
oysa biz buradayız
halsiz, kanıtsız
yılların neyi tarttığını bile bilmeden
kendi gücümüzün altında azala azala

kollarımız kadar kulaç kalplerimiz kadar sahil
hiçbir adanın almadığı yalnızlarız,
tamamlanmamış haritasında
define ve varlık
geleceğin tarihe dağıttığı kayıplar
bir gün birbirini bulmanın umuduyla

gölgemizle barışmanın uzun yolculuğu: büyümek
kendiyle tanışmayı erteler insan çoğu zaman
hayat yanlışlarla kısalır
başka biri olarak girdiğimiz bir kapıdan
bir diğeri olarak çıkarız
gündeliğe katlanmak için başkalarını kandırırken kendimizi yanıltırız
içimizi denerken yüzeriz farklı yüzlerle kendi içimizde bile
bu yüzden aşk yalnızca bir fikirdir
bu sefer gerçekleştirdiğini sandığın bir fikir
hep öyle oldu bende
hep saklı kaldı içimdeki anahtar
ve hep aynı kilitte kırıldı

fikirler de zamanla değişir
kırıldıkları yerde
kırıldıkları yer her şeyi değiştirir

zamanla bir şey söylemez artık kırılmak bile
sonra başka bir başlangıcın kapısında
aynı korkularla kalakalırız
daha önce de söylemiştim:
kimse yoktur kimsenin kimsesizliğine
her şiirin gizi başka bir şiirle
açıklar kendini
demiştim ya, hep öyle oldu bende
böyle katlandım kimsesizliğe
o birini ararken bile biliyordum
hiç kimse hiç kimse hiç kimse

MURATHAN MUNGAN

Categorized under: BIZE DÜŞEN KARELER

Ağakapısı – Muhabbetin Hası

aga-kapisi

Categorized under: DUR YOLCU

Ne Çıkar Ateşböceği Sansalar Bizi

bigolambida3gw51

Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması…
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Categorized under: GÜLÜMSEYIN

Bir Böceğin Hayatı

steampunk

(Çalışma masamda aniden arz-ı endam eden minik bir kınkanatlı üzerine kendi kendime yaptığım bir sohbetin özetidir) – Aman efendim kimler gelmiş! Ne arıyorsun bakayım sen bu karmakarışık masanın üstünde? Senin şu anda ağaç yapraklarının üzerinde falan dolaşıyor olman gerekmez miydi? -