Skip to content

Ütopya

hayallerin gerçek olması için çalışmak gerek…

Türkiye’deki Sistemli En Büyük Hak İhlali: Başörtüsü Yasağı

Herhangi bir ülkede bir anket yapılsa ve “Hiçbir kanun olmadığı halde milyonlarca insanın eğitim hakkı, din ve vicdan hürriyeti, iş edinme hakkı engellenebilir mi?” sorusu yöneltilse muhtemelen alınacak cevapların ezici çoğunluğu “Bu ne saçma bir soru, tabi ki hayır!” şeklinde olacaktır.Ancak burası Türkiye ve olan da tam olarak budur.Öyle ki cumhuriyetin kuruluş yıllarında erkeklerin sarık giymesi sebebiyle darağaçlarına gönderildiği tarihlerde dahi başörtüsü yasaklanmamıştır.Atatürk’ün 1 Ocak 1923′te İzmir’de Gümrük Binası’nda halkla yaptığı konuşma ise örnek olması hasebiyle oldukça önemlidir. continue reading…

Anayasa Mahkemesi hukuka bağlı mı? – [MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE]
Anayasa Mahkemesi bu sorunun cevabını, anayasa referandumu kararıyla verecek. Anayasa ve hukuk kuralları tereddüde meydan vermeyecek şekilde, Anayasa Mahkemesi’nin referandum paketini iptal edemeyeceğini söylüyor.

Anayasa Mahkemesi’nin uygulamak zorunda olduğu 148. madde, dağ gibi önümüzde duruyor. Mahkeme’nin, referandumu engellemek için bu anayasa hükmünü alenî olarak çiğnemesi gerekiyor. Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı çiğnemesi de, bir hukuk garabeti ile karşılaşmamız için yeterli değil. Anayasa Mahkemesi henüz yasalaşmamış bir anayasa değişikliği paketine de müdahale etmek zorunda. Engellenen şey mutasavver anayasa hükümleri değil, halkın bu konuda iradesini göstermesi olacak. Öyle ya, halk bu paketi kabul veya reddedebilir. Anayasa Mahkemesi halkın reddetmesi ihtimalini de önlemiş olacak. Henüz sona ermemiş bir yasa yapma sürecini yargılayacak ve hüküm verecek.

Anayasa Mahkemesi’nin paketi şekil açısından incelemesinde bile sorun var. Ya referandumu engellerse. Paketin içindeki maddeleri esastan incelemeye geçer ve genel endişeye uygun şekilde kritik maddeleri paketten çıkartırsa. Eğer, Anayasa Mahkemesi referandumu bu şekilde engellerse ne olur?

İlk olacak olan şu: Bir hukuk devletinde yaşadığımızdan artık hepimiz kuşku duyacağız. Anayasalı bir devletin çatısı altında, anayasa güvenceleri altında yaşamak bir yana, asgari olarak işleyen bir anayasal düzen içinde yaşamadığımız kanaatine varacağız. Sorun basit bir anayasa paketi sorunu değil. Pakette yer alan maddelerin çok ötesinde hukuk devletine dair çok kritik bir tartışmanın içindeyiz.

Referandumun engellenmesi, Anayasa Mahkemesi’nin kendisini hukukun üstünde görmesi anlamına gelecek. Çünkü Anayasa Mahkemesi hukuka değil, ideolojik tercihlerine uymuş olacak. Yazılı hukuk kuralları var. Bu kuralların Anayasa’da yer alan somut maddeleri, Anayasa Mahkemesi’nin sahip olduğu tercihleri sürdürmek için yeterli değil. O zaman bu kuralları yok sayabilirsiniz. Anayasa’nın başlangıç ilkeleri ile HSYK üyelerinin atama yöntemi arasında kurulacak ilişki, sadece ideolojik önyargılarla, devleti korunması gereken bir ideolojik mevzi olarak algılamakla açıklanabilir. Siz bu işi Anayasa’nın açık hükmüne rağmen yaparsanız, Anayasa’nın yerine de siz geçmiş olursunuz. Sonuçta ne olur? Anayasası olmayan, sadece anayasa yerine kararlar veren yargıçlarınız olur.

Sorun şurada: Böyle bir devleti yaşatamazsınız. Anayasası olmayan böyle bir devletle, halkınızı hukuk güvenceleri altında tutamazsınız. Halkınızı hukuk güvencesi altında tutamayınca o ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlayamazsınız. Halkın iradesi yerine bir düzine yargıcın ideolojik endişeleri geçince, düzenli ve öngörülebilir bir devlet cihazına sahip olamazsınız. Çünkü bu cihazı işletemezsiniz. İşletemediğiniz devlet cihazı ile hiçbir millî çıkarınızı koruyamazsınız. Düşmanlarınızla baş edemezsiniz. Dostlarınıza güven veremezsiniz. Gelişemezsiniz. İlerleyemezsiniz.

Anayasa Mahkemesi’nin alenî bir anayasa kuralını çiğnemesi ve halk iradesinin tecellisinin engellemesinin başka bir anlamı yok. Parlamento’ya dönüp, “senin yeni kuralları halka götürmene izin vermiyorum” demesi, Parlamento üzerine inşa ettiğimiz bütün siyasal sistemin, parlamenter demokrasinin felç edilmesi demek. Halka dönüp, “senin yeni anayasa kuralları konusunda irade sergilemene izin vermiyorum” demesi ise demokrasinin bu ülkede imkânsız olması demek.

Türkiye’nin uğraştığı dev sorunları gözünüzün önüne getirin. Türkiye iddialı bir dış politika ile sadece bölgenin değil, dünyanın dengelerini değiştirmeye çalışıyor. Yılların terör sorunu, demokratik açılımla büyüyen Türkiye’nin küçülen bir sorununa dönüşüyor. PKK’nın referandumu protesto etmeye hazırlandığı sırada, Anayasa Mahkemesi’nin bu protestoyu bile gereksiz kılacak bir karar vermesi ne anlama gelecek?

Anayasa Mahkemesi üyeleri, sadece yargıç olduklarını ve onlara üstlendikleri görevi veren, yani onları var eden kurallarla kayıtlı olduklarını hatırlamalı. Yoksa onların Türkiye’ye vereceği zarar, en yakın düşmanlarımızın hayallerinden bile büyük olacak.

Yorumlar

11 Haziran 2010, Cuma

MUSTAFA ULUSOY
Sağ yanımız yere gelecek

Baharı uğurlamak için uygun bir yer olacağını düşünerek gitmiştim oraya. Ömrümün bilmem kaçıncı baharını (biliyorum da söylemiyorum)…

“Geriye daha kaç bahar kaldı?” sorusu daha kabristanın girişinde tırmaladı ruhumu. Okumaya başladığım Fatiha soruyu geçici de olsa unutturdu.

İlk dikkatimi çeken gölgelerdi. Yemyeşil ağaçların gölgesi düşmüştü mezarların üstüne. Mezarların gölgesi de ölümün hayattaki uzantısı gibiydi. Mermerlerin soğuk duruşları, mezar taşlarındaki yazılar hayatın kısa bir özetiydi. Çoğu mezar taşında doğum ve ölüm tarihleri yazılıydı. İki taş veya iki tarih arasında bir hayat. Öyleyse ne önemi var insanın? continue reading…

ilk aşkım “bedir”di.

öyle bir savaşdı ki

ne düşman vardı ne mevzi

ne silah kuşanıldı ne kurşun sıkıldı. continue reading…

günün şarkısı

adı bile yeterken cihana

biz de özendik sana

ama olmadı oynayamadık oyunu continue reading…

Anayasa Mahkemesi Rapörtörü Osman Can, yepyeni bir Anayasa sürecinin başlatılması gerektiğini söyledi. Bu anayasayı toplumun bütün renklerini içinde barındıran bir Kurucu Meclisin yapmasını isteyen Can, “İnsanlar bir araya gelmeli ve bu insanlar neyin üzerinde uzlaşıyorlarsa o Anayasa olmalı. Bu Anayasa 70 milyonu barış içinde tutabilir.” dedi. continue reading…
AYM Raportörü Can: Yepyeni bir anayasa süreci başlamalı  

Öyle görülüyor ki gündemdeki kısmî anayasa değişikliği paketindeki maddelerden 330-367 arası bir çoğunlukla kabul edilenler referanduma sunulacaktır.

Bununla birlikte, paketteki kimi maddelerin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne gidileceği ve paketin referanduma sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlamasının hemen ardından 110 milletvekilinin imzasıyla iptal davası açılacağı söylenmektedir. İşte tam da bu noktada önemli bir sorunun varlığına işaret etmek gerekmektedir. continue reading…

3mayıs 2010

Filosaf:

*Yaslan göğsüme sevdiğim

Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir

Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir

Toprak gibidir

Sen ki bulut gibisin

Ay gibisin güneş gibi bazen

Kamer:

*ve her bulut bi dağ arar

*yaslanıvercek öylece

*düşünmeden guvenle

*şüphe etmeden bi kere bile..

*ve her ay bi dağ arar karardıgında ardına saklanacak

*ve guneş dahı dağa muhtaç

*ışığını saklayabılmek için

*nankör ınsanlıktan

*dağım olurmusun sevdıcegım

*omzuna koysam şu başımı

*her geçen gun ağırlaşan gönül taşımı

Filosaf:

*sen benı dağın bil sevdiğim

*bana sıkıca sarıl

*ağla dövun

*sevin

*ben senı toprağın tohumuı

*sardıüı gibi sarar

*korurum senı

*kutsal emaneti koruyan bır bir mumın gibi

Kamer:

*bazen hira gibi

*bazen ashabı kehfı uykuda koruyan gibi

*dağ ol senı sevene..

Filosaf:

*bız bırbiimize hırayız sevdiceğim

Kamer:

*….

*hıramsın cancazım

*sana layık bi ınsan olmayı dılıyorum

Filosaf:

*senı kurtuluşa eriştirecek umudun olmayı dlliyorum

KAmer:

*ve umut burağımız olsun

*Rabbın hıkmet kapısına varan mıracımız

*rıza ufkuna ulaşan aracımız

Filosaf:

*amin

 
close

You need to log in to vote

The blog owner requires users to be logged in to be able to vote for this post.

Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.

Powered by Vote It Up