Aralık 30th, 2009
neden bilmiyorum
ağlayamıyorum artık
göz pınarlarım çöle döndü
kelimelerin takatsiz kaldığı bir kuraklık
içimde kaknüsler boy atıyor
kavurucu bir sıcak sol yanımda
ve korkunç çöl fırtınası
gönül ummanında
heryer toz duman
geceyi kıskandıran bir karanlık
hiçbirşey göremiyorum
ne zaman biter bu girdap?
sabah olsun istiyorum
nerde kaldı bu aydınlık
eyy güneş doğ artık.
12,07,08
No Comments . read more

“Bu eser, İslam İlahiyatı`nda itikat yahut iman kavramının, tahlile dayalı bir tetkididir. İki türlü amacı vardır. Bir yandan bir tarihî sürecin ayrıntılı anlamını vermek iddiasındadır ki, bu tarihi süreç, iman kavramınının doğduğu, geliştiği ve müslümanlar arasında teorik bakımdan irdelendiği süreçtir. Öte yandan yine bu eser, dikkatli bir semantik analiz yapmayı hedefliyor. Bu analiz, iman kavramı ile o kavramla bağlantılı anahtar kelam ve bu kelamın kendi aralarında kurdukları kavramsal dokuları analizidir. İman, tarihen İslam`daki ilahi kavramların ilki ve en önemlisiydi. Metodik bir tahlil yolu ile, İslam düşünce tarihinin bu en ilginç çevrelerinden birini aydınlatmış olacağız.”
deniliyor bu kitap hakkında netteki sayfalarda..
peki ya bizcesi???
semantik anlayışla “küfr” den başlayıp imanla sonlanan bir kitap.
sistemin basamaklarında imanın karşıtı küfr
*tekfir
*büyük günah/kar
*iman ve islam
*iman kavramının öz yapısı
*iman ve bilgi
*tasdik,ikrar , amel
ve inşallah la bitiyor sayfalar…
zihinde kalansa ..
buyrun başlayalım yazmaya: Üç nokta..
No Comments . read more
Kasım 6th, 2009
KİMSE.
zamanı yıllarla tartanlar
yanılırlar
hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle
hatta çoğu zaman kendiyle bile
yaşanır, içini tohuma bırakır
geçer gider
geçmez sandıkların bile
hiçbir geçen tartılmaz kalanla
neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan
kimse kimse kimse
sahi kimse
ya da hiç kimse
söylediklerimden çok
sustuklarım
seçtiklerimden çok
reddedilmek için
ne kadar varsam
o kadar kimseyim kendime
güç kötü bir şey
kaderken de
kaldıramazken de
güç kötü bir şey
güçlüyken de
güçsüzken de
kaldığın yerden devam etmenin karanlığı
benzemiyor hiçbir çaresizliğe
kimin kaldığı yer var ki dünyada
kaldım sandığın yer
bizden geçendir çoğunlukla
içimizi parçalaya çoğalta
hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla
bütün iş birinin dediği gibi,
yavaşça acele etmek aslında
ölene kadar yavaşla işte
ölene kadar yavaşla
ne başkalaştırırsan o kadarsın
başkalarının imtihanlarından büyük gelecekler umma
çaresizlik bile bizden bir başkası yapmaya yetmez
bize biçilmiş döngüye katlanırız yalnızca
bir bakıma hiçbir yerdeyiz
bir bakıma yalnızca buradayız
var oluşumuzun ağırlığı altında ezilirken yapayalnız
ait olduğunu sandığın bütün grupların içinde yapayalnız
reddin imkânları sayım kayıpları yoklama kaçakları
sanma ki hayat bizi bekler başka kıyılarda
oysa biz buradayız
halsiz, kanıtsız
yılların neyi tarttığını bile bilmeden
kendi gücümüzün altında azala azala
kollarımız kadar kulaç kalplerimiz kadar sahil
hiçbir adanın almadığı yalnızlarız,
tamamlanmamış haritasında
define ve varlık
geleceğin tarihe dağıttığı kayıplar
bir gün birbirini bulmanın umuduyla
gölgemizle barışmanın uzun yolculuğu: büyümek
kendiyle tanışmayı erteler insan çoğu zaman
hayat yanlışlarla kısalır
başka biri olarak girdiğimiz bir kapıdan
bir diğeri olarak çıkarız
gündeliğe katlanmak için başkalarını kandırırken kendimizi yanıltırız
içimizi denerken yüzeriz farklı yüzlerle kendi içimizde bile
bu yüzden aşk yalnızca bir fikirdir
bu sefer gerçekleştirdiğini sandığın bir fikir
hep öyle oldu bende
hep saklı kaldı içimdeki anahtar
ve hep aynı kilitte kırıldı
fikirler de zamanla değişir
kırıldıkları yerde
kırıldıkları yer her şeyi değiştirir
zamanla bir şey söylemez artık kırılmak bile
sonra başka bir başlangıcın kapısında
aynı korkularla kalakalırız
daha önce de söylemiştim:
kimse yoktur kimsenin kimsesizliğine
her şiirin gizi başka bir şiirle
açıklar kendini
demiştim ya, hep öyle oldu bende
böyle katlandım kimsesizliğe
o birini ararken bile biliyordum
hiç kimse hiç kimse hiç kimse
MURATHAN MUNGAN
No Comments . read more
Ekim 29th, 2009

Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması…
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
No Comments . read more
Ekim 29th, 2009

(Çalışma masamda aniden arz-ı endam eden minik bir kınkanatlı üzerine kendi kendime yaptığım bir sohbetin özetidir) – Aman efendim kimler gelmiş! Ne arıyorsun bakayım sen bu karmakarışık masanın üstünde? Senin şu anda ağaç yapraklarının üzerinde falan dolaşıyor olman gerekmez miydi? -
No Comments . read more