Categorized under: SİNEMA

Sinema Tarihinin 250 Seçkin Filmi


main02Sinema Tarihinin 250 Seçkin Filmi

1) Glengarry Glen Ross, 1992 (Yönetmen: James Foley),

2) Grapes of Wrath, 1940 (Yönetmen: John Ford),

3) Being There, 1979 (Yönetmen: Hal Ashby),

4) Dersu Uzala, 1974 (Yönetmen: Akira Kurosawa),

5) Network, 1976 (Yönetmen: Sydney Lumet),

6) Pelle the Conqueror, 1988 (Yönetmen: Billy August),

7) Scarecrow, 1973 (Yönetmen: Jerry Schatzberg),

8) Lord of the Flies, 1990 (Yönetmen: Harry Hook),

9) Gold Rush, 1925 (Yönetmen: Charles Chaplin),

10) Eighth Day, 1996 (Yönetmen: Jaco Van Dormael),

11) Mr. Smith Goes to Washington, 1939 (Yönetmen: Frank Capra),

12) Pather Panchali, 1955 (Yönetmen: Satyajit Ray),

13) Rocco and His Brothers, 1960 (Yönetmen: Luchino Visconti),

14) One Flew Over the Cuckoo’s Nest, 1975 (Yönetmen: Milos Forman),

15) Marty, 1955 (Yönetmen: Delbert Mann),

16) Gallipoli, 1981 (Yönetmen: Peter Weir),

17) Contact, 1997 (Yönetmen: Robert Zemeckis),

18) All Quiet in Western Front, 1930 (Yönetmen: Lewis Milestone / 1979 tarihli ve yönetmen Delbert Mann imzalı ikinci bir
çevrimi daha var. Ancak bir klasik olarak genelde ilki daha çok tercih edilir),

19) The Bear, 1989 (Yönetmen: Jean-Jacques Annaud),

20) The Conversation, 1974, (Yönetmen: Francis Ford Coppola),

21) Hamlet, 1948 (Yön: Laurence Olivier/ 1969, 1990, 1996 ve 2000 tarihlerine ait dört farklı yeniden çevrimi daha var. Ama ilki halen kolay aşılamayacak bir klasik olmayı sürdürüyor),

22) The Killing Fields, 1984 (Yönetmen: Roland Joffe),

23) Nixon, 1995 (Yönetmen: Oliver Stone),

24) Potemkin, 1925 (Yönetmen: Sergei Eisenstein),

25) The Seventh Seal, 1957 (Yönetmen: Ingmar Bergman),

26) Le Samourai, 1967 (Yönetmen: Jean-Pierre Melville),

27) High Noon, 1952 (Yönetmen: Fred Zinnneman),

28) Metropolis, 1926 (Yönetmen: Fritz Lang),

29) Missing, 1982 (Yönetmen: Costa Gavras),

30)- The Thin Red Line, 1998 (Yönetmen: Terence Mallick / Aynı adlı romanın 1964 tarihli bir ilk çevrimi var ise de bu öncü
çevrim Mallick’in daha yakın tarihli yorumunun yanına dahi yanaşamıyor),

31) Cinema Paradiso, 1988 (Yönetmen: Guiseppe Tornatore),

32) Driving Miss Daisy, 1989 (Yönetmen: Bruce Beresford),

33- In the Heat of the Night, 1967 (Yönetmen: Norman Jewison),

34) Omar Mukhtar: Lion of the Desert, 1981 (Yönetmen: Mustafa Akkad),
35) Viva Villa!, 1934 (Yönetmen: Jack Conway),

36) 1984, 1984 (Yönetmen: Michael Radford),

37) Local Hero, 1983 (Yönetmen: Bill Forsyth),

38) Lion King (Animasyon), 1994 (Yönetmen: Roger Allers ve Rob Minkoff),

39) Sleuth, 1972 (Yönetmen: Joseph L. Mankiewicz),

40) Rashomon, 1950 (Yönetmen: Akira Kurosawa),

41) A World Apart, 1988 (Yönetmen: Chris Menges),

42) The White Balloon, 1995 (Yönetmen: Cafer Panahi),

43) Zelig, 1983 (Yönetmen: Woody Allen),

44) Lion in Winter, 1968 (Yönetmen: Anthony Harvey),

45) Faust, 1926 (Yönetmen: Friedrich Wilhelm Murnau),

46) The Kid, 1921 (Yönetmen: Charles Chaplin),

47) The Green Mile, 1999 (Yönetmen: Frank Darabont),

48) Flight of the Phoenix, 1965 (Yönetmen: Robert Aldrich),
49) Mad City, 1999 (Yönetmen: Costa Gavras),

50) Before the Rain, 1994 (Yönetmen: Milcho Manchevski),

51) Absence of Malice, 1981 (Yönetmen: Sydney Pollack),

52) Dead Poets Society, 1989 (Yönetmen. Peter Weir),

53) 2001: A Space Odyssey, 1968 (Yönetmen: Stanley Kubrick),

54) The Elephant Man, 1980 (Yönetmen: Lavid Lynch),

55) The General, 1926 (Yönetmen: Buster Keaton),

56) Matrix-1, 1999 (Yönetmen: (Larry ve Andy Wachovsky),

57) Birdman of Alcatraz, 1962 (Yönetmen: John Frankenheimer),

58) Citizen Kane, 1941 (Yönetmen: Orson Welles),

59) Fahrenheit 9/11, 2003 (Yönetmen: Michael Moore),

60) Kramer versus Kramer, 1979 (Yönetmen: Robert Benton),

61) JFK, 1991 (Yönetmen: Oliver Stone)

62) Love Story, 1970 (Yönetmen: Arthur Hiller),

63) Of Mice and Men, 1939 (Yönetmen: Lewis Milesone / John Steinbeck’in bu yürek burkan eserinin 1981 ve
1992 tarihli iki uyarlaması daha var. Onlar da fena sayılmamakla birlikte, bizim favorimiz artık klasikleşen bu ilk çevrim),

64) The Seven Samurai, 1954 (Yönetmen: Akira Kurosawa),

65) Touch of Evil, 1958 (Yönetmen: Orson Welles),

66) Usual Suspects, 1995 (Yönetmen: Bryan Singer),

67) It is a Wonderful Life, 1946 (Yönetmen. Frank Capra),

68) Das Boot, 1981 (Yönetmen: Wolfgang Petersen),

69) Excalibur, 1981 (Yönetmen: John Boorman),

70) How Green was My Valley, 1941 (Yönetmen: John Ford),

71) Ryan’s Daughter, 1970 (Yönetmen: David Lean),

72) Rain Man, 1988 (Yönetmen: Barry Levinson),

73) Ginger and Fred, 1986 (Yönetmen: Federico Fellini),

74) The Deer Hunter, 1978 (Yönetmen: Michael Cimino),

75) Brubaker, 1980 (Yönetmen: Stuart Rosenberg),

76) Fisher King, 1991 (Yönetmen: Terry Gilliam),

77) Little Caesar, 1930 (Yönetmen: Mervyn LeRoy),

78) Frankenstein, 1931 (Yönetmen: James Whale / Mary Shelley’in klasik romanının sonraki yıllarda çekilmiş daha birçok versiyonu bulunmakla birlikte, bu ilk film sinemasal açıdan hâlâ müthiş etkili),

79) Dead Man Walking, 1995 (Yönetmen: Tim Robbins),

79) Copland, 1997 (Yönetmen: James Mangold),

80) Spartacus, 1960 (Yönetmen: Stanley Kubrick),

81) The Crossing Guard, 1995 (Yönetmen: Sean Penn),

82) Fantasia (Animasyon), 1940 (Yönetmen: Ben Sharpsteen),

83) King of Comedy, 1983 (Yönetmen: Martin Scorsese),

84) Macbeth, 1971 (Yönetmen: Roman Polanski / Shakespeare’in bu ölümsüz eserinin Orson Welles yönetiminde çekilen 1948 tarihli bir başka versiyonu daha var. Ama Polanki, büyük usta Welles’i stilizasyon ve anlatım açısından en azından bu defalık dize getirmeyi başarmış),

85) Terms of Endearment, 1983 (Yönetmen: James L. Brooks),

86) Danton, 1982 (Yönetmen: Andrej Wajda)

87) Magnificent Seven, 1960 (Yönetmen: John Sturges / Kurosawa’nın samuray onuruna adadığı başyapıtının vahşi batıya adapte edilmiş bu yeniden çevrimi, kabul etmek gerekir ki orijinalinden hiç de geride kalmayan bir görsel değere sahip)

88) Gandhi, 1982 (Yönetmen: Richard Attenborough),

89) Vertigo, 1958 (Yönetmen: Alfred Hitchock),

90) Hope and Glory, 1987 (Yönetmen: John Boorman),

91) Braveheart, 1995 (Yönetmen: Mel Gibson),

92) Devil’s Advocate, 1997 (Yönetmen: Taylor Hackford / Son derece önemli, değerli ve yoğun emek ürünü bir başyapıt. Ancak öyküsü itibarıyla içerdiği belli ölçüdeki şiddet ve müstehcenliğe de dikkat!),

93) French Connection-1, 1971 (Yönetmen: William Friedkin),

94) French Connection-2, 1975 (Yönetmen: John Frankenheimer),

95) The Mission, 1986 (Yönetmen: Roland Joffe),

96) Paths of Glory, 1957 (Yönetmen: Stanley Kubrick),

97) Koyaanisqatsi (Belgesel), 1983 (Yönetmen: Geoffrey Reggio),

98) Solaris, 1972 (Yönetmen: Andrei Tarkovsky),

99) Falling Down, 1993 (Yönetmen: Joel Schumacher),

100) Old Man and the Sea, 1958 (Yönetmen: John Sturges),

101) They Shoot Horses, Don’t They?, 1969 (Yönetmen: Sydney Pollack),

102) Sunset Boulevard, 1950 (Yönetmen: Billy Wilder),

103) Platoon, 1986 (Yönetmen: Oliver Stone),

104) Fargo, 1996 (Yönetmen: Joel Coen),

105) Madadayo, 1993 (Yönetmen: Akira Kurosawa),

106) Postman, 1994 (Yönetmen: Michael Radford),

107) Once Upon a Time in America, 1984 (Yönetmen: Sergio Leone / Son derece önemli, değerli ve yoğun emek ürünü bir başyapıt. Ancak öyküsü itibarıyla içerdiği belli ölçüdeki şiddet ve müstehcenliğe de dikkat!),

108) The Ten Commandments, 1956 (Yönetmen: Cecile B. DeMille),

109) Cross of Iron, 1977 (Yönetmen: Sam Peckinpah / Son derece önemli, değerli ve yoğun emek ürünü bir başyapıt. Ancak öyküsü itibarıyla içerdiği belli ölçüdeki şiddet ve müstehcenliğe de dikkat!),

110) A Man for All Seasons, 1966 (Yönetmen: Fred Zinnemann),

111) Dr. Strangelove, 1964 (Yönetmen: Stanley Kubrick),

112) The Wild Bunch, 1969 (Yönetmen: Sam Peckinpah)

113) E.T.- The Extra-Terrestrial, 1982 (Yönetmen: Steven Spielberg),

114) Mephisto, 1981 (Yönetmen: Istvan Szabo),

115) Patton, 1970 (Yönetmen: Franklin J. Schaffner),

116) The World of Apu, 1959 (Yönetmen: Satyajit Ray),

117) American Beauty, 1999 (Yönetmen: Sam Mendes / Modernite üzerine sarsıcı söylemiyle son derece değerli ve önemli bir başyapıt. Ancak öyküsü itibarıyla içerdiği belli ölçüdeki müstehcenliğe de dikkat!),

118) Maltese Falcon, 1941, (Yönetmen: John Huston),

119) Snow White and Seven Dwarfs (Animasyon), 1937 (Yönetmen: David Hand),

120) Traffic, 2000 (Yönetmen: Steven Soderbergh),

121) The Wizard of Oz, 1939 (Yönetmen: Victor Fleming),

122) Battle of Algiers, 1965 (Yönetmen: Gillo Pontecorvo),

123) In the Name of the Father, 1996 (Yönetmen: Jim Sheridan),

124) The Rope, 1948 (Yönetmen: Alfred Hitchcock),

Sydney Lumet’in polisiye üçlemesi:

125) Serpico, 1973 (Yönetmen: Sydney Lumet),

126) Prince of the City, 1981 (Yönetmen: Sydney Lumet),

127) Night Falls on Manhattan, 1997 (Yönetmen. Sydney Lumet),

128) The Trial, 1962 (Yönetmen: Orson Welles),

129) Fahrenheit 451, 1966 (Yönetmen: Francois Truffaut),

130) Little Big Man, 1970 (Yönetmen: Arthur Penn),

131) Apocalpypse Now, 1979 (Yönetmen. Francis Ford Coppola),

132) Heart of Darkness: A Filmmaker’s Apocalypse (Belgesel- Olağanüstü gayretlerle tamamlanabilen
“Apocalypse Now” filminin zorlu çekim öyküsü), 1991 (Yönetmen: Fax Bahr ve George Hickenlooper),

133) Merry Christmas Mr. Lawrence, 1983 (Yönetmen: Nagisha Oshima),

134) Shawshank Redemption, 1994 (Yönetmen. Frank Darabont),

135) The Big Red One, 1980 (Yönetmen: Samuel Fuller),

136) The Hunchback of Notre Dame, 1939 (Yön: William Dieterle / Pekçok sinemasevere göre, şimdiye dek sinema ve televizyon için 1923, 1939, 1957, 1982 ve 1996 yıllarında yapılan beş ayrı uyarlamasının içinde en iyisi bu),

137) Microcosmos (Belgesel), 1996 (Yönetmen: Claude Nuridsany ve Marie Perennou),

138) Once Upon a Time in the West, 1968 (Yönetmen: Sergio Leone),

139) What Ever Happened to Baby Jane?, 1962 (Yönetmen: Robert Aldrich),

140) East of Eden, 1955 (Yönetmen: Elia Kazan),

141) Malcolm X, 1991 (Yönetmen: Spike Lee),

142) To Kill a Mockingbird, 1962 (Yönetmen: Robert Mulligan),
143) The Untouchables, 1987 (Yönetmen: Brian De Palma),

144) Toy Story (Animasyon), 1995 (Yönetmen: John Lasseter),

145) A Streetcar Named Desire, 1951 (Yönetmen: Elia Kazan),

146) Nosferatu, 1922 (Friedrich Wilhelm Murnau),

147) Papillion, 1973 (Yönetmen: Franklin J. Schaffner),

148) Mohammed: The Messenger of God, 1976 (Yönetmen: Mustafa Akkad),

149) Phantom of the Opera, 1925 (Yönetmen: Rupert Julian / 1925, 1943, 1962, 1983, 1989, 1990 ve 1999 yıllarındaki yedi farklı uyarlaması içinde, başrolünü Lon Chaney’in oynadığı bu klasik versiyon tartışılmaz biçimde en iyisi kabul ediliyor)

150) Rebel without a Cause, 1955 (Yönetmen: Nicholas Ray),

151) The Treasure of the Sierra Madre, 1948 (Yönetmen: John Houston),

152) Good Fellas, 1990 (Yönetmen: Martin Scorsese),

153) Magnificient Ambersons, 1942 (Yönetmen: Orson Welles),

154) Dr. Zhivago, 1965 (Yönetmen: David Lean),

155) Mask, 1985 (Yönetmen: Peter Bogdanovich),

156) The Third Man, 1949 (Yönetmen: Carol Reed),

157) Terminator-2, 1991 (Yönetmen: James Cameron),

158) Cool Hand Luke, 1967 (Yönetmen: Stuart Rosenberg),

159) Gone with the Wind, 1939 (Yönetmen: Victor Fleming),

160) Raging Bull, 1980 (Yönetmen: Martin Scorsese),

161) Stagecoach, 1939 (Yönetmen: John Ford / 1966 yılında ikinci bir çevrimi yapıldıysa da bu versiyon Ford ustanın başyapıtının yanına dahi yaklaşamaz),

162) L.A. Confidential, 1997 (Yönetmen: Curtis Hanson),

163) The Sea Wolf, 1941 (Yönetmen: Michael Curtiz),
164) Reservoir Dogs, 1992 (Yön: Quentin Tarantino / “Italian Job” ile birlikte “Haydan gelen huya gider” özdeyişinin hikmetini en iyi anlatan filmlerden biri olması, içerdiği yoğun şiddeti de kabul edilebilir kılıyor),

165) A Cry in the Dark, 1988 (Yönetmen: Fred Schpisi),

166) Missisippi Burning, 1987 (Yönetmen: Alan Parker),

167) Last of the Mohicans, 1992 (1920 ve 1936 versiyonlarını her yönden aşmış olan bu son çevrim, Fenimore Cooper’ın klasik romanının şimdilik en iyi uyarlaması olarak kabul ediliyor),

168) Scent of a Woman, 1992 (Yönetmen: Martin Brest),

169) Wall Street, 1987 (Yönetmen: Oliver Stone),

170) Stalag 17, 1953 (Yönetmen: Billy Wilder),

171) Unforgiven, 1992 (Yönetmen: Clint Eastwood),

172) Rocky-1, 1976, (Yönetmen: John G. Avildsen),

173) A Star is Born, 1954 (Yönetmen: George Cukor / 1937
ve 1976 tarihli iki çevrimi daha var. Ancak Cukor’un yorumu bizce en güzeli)

174) North By Nortwest, 1959 (Yönetmen: Alfred Hitchcock),

175) Dirty Dozen, 1967 (Yönetmen: Robert Aldrich),

176) Casino, 1995 (Yönetmen: Martin Scorsese / Son derece önemli, değerli ve yoğun emek ürünü bir başyapıt. Ancak öyküsü itibarıyla içerdiği belli ölçüdeki şiddet ve müstehcenliğe de dikkat!),

177) Amadeus, 1984 (Yönetmen: Milos Forman),

178) Silence of the Lambs, 1991 (Yönetmen: Jonathan Demme),

179) The Glenn Miller Story, 1954 (Yönetmen: Anthony Mann),

180) Mrs. Miniver, 1942 (Yönetmen: William Wyler),

181) Viva Zapata!, 1952 (Yönetmen: Elia Kazan),

182) Sugarland Express, 1974 (Yönetmen: Steven Spielberg),

183) Under Fire, 1983 (Yönetmen: Roger Spottiswoode),

184) Ordinary People, 1980 (Yönetmen: Robert Redford),

185) The Champ, 1979 (Yönetmen: Franco Zefirelli),

186) China Syndrome, 1979 (Yönetmen: James Bridges),

187) Monkey Business, 1931 (Yönetmen: Norman Mc Leod),

188) Nanook of the North (Belgesel sinemanın öncü filmi), 1922 (Yönetmen: Robert Flaherty),

189) Prizzi’s Honour, 1985 (Yönetmen: John Houston),

190) 20.000 Leagues Under the Sea, 1954 (Yönetmen: Richard Fleischer),

191) City Lights, 1931 (Yönetmen: Charles Chaplin),
192) Full Metal Jacket, 1987 (Yönetmen: Stanley Kubrick / İçerdiği yoğun şiddet çok iyi gerekçelendirilmiş olmakla birlikte, bu türe alışık olmayanlar için son derece rahatsız edici de olabilir),

193) The Odd Couple, 1968 (Yönetmen: Gene Saks),

194) Silkwood, 1983 (Yönetmen: Mike Nichols),

195) This Sporting Life, 1963 (Yönetmen: Lindsay Anderson),

196) Under the Volcano, 1984 (Yönetmen: John Huston),

197) Cyrano De Bergerac, 1990 (Yönetmen: Jean-Paul Rappeneau),

198) Father of the Bride, 1950 (Yönetmen: Vincente Minelli / Charles Sheyer’in 1991’de gerçekleştirdiği bir yeniden çevrimi var, ancak bu deneme Minelli’nin klasikleşmiş filminin yanında çok zayıf kalıyor),

199) American History X, 1998 (Yönetmen: Tony Kaye / Hayli değerli ve etkileyici bir öyküsü olmakla birlikte, belli ölçüdeki müstehcenlik ve şiddete de dikkat!),

200) About Schmidt, 2002 (Yönetmen: Alexander Payne),

201) Italian Job, 1969 (Yönetmen: Peter Collinson / 2002 yapımı bir yeniden çevrimi var, ancak Collinson’un filmi açık ara farkla önde duruyor),

202) Brazil, 1985 (Yönetmen: Terry Gilliam),

203) Flying Deuces, 1939 (Yönetmen: Edward Sutherland),

204) Topkapi, 1964 (Yönetmen: Jules Dassin),

205) Se7en, 1995, (Yönetmen: David Fincher / Kara film türünde bir dönüm noktası oluşturmakla birlikte, içerdiği yoğun şiddete de dikkat!),

206) The Verdict, 1982 (Yönetmen: Sydney Lumet),

207) My Left Food, 1989 (Yönetmen: Jim Sheridan),

208) Lifeboat, 1944 (Yönetmen: Alfred Hitchcock),

209) Little Foxes, 1941 (Yönetmen: William Wyler),

210) Stalker, 1979 (Yönetmen: Andrei Tarkovski),

211) Man Who Knew too Much, 1956 (Yönetmen: Alfred Hitchcock / Yine Hitchcock tarafından çekilen 1934
tarihli bir ilk çevrimi var, ancak tıpkı Hitchocok usta gibi biz de bu ikinci çevrimi daha çok seviyoruz),

212) The 25th Hour, 1967 (Yönetmen: Henry Verneuil),

213) The French Lieutenant’s Woman, 1981 (Yönetmen: Karel Reisz),

214) Shane, 1953 (Yönetmen: George Stevens),

215) Little Man Tate, 1991 (Yönetmen: Jodie Foster),

216) Scarface, 1932 (Yönetmen: Howard Hawks / Brian De Palma tarafından 1983’de gerçekleştirilen Al Pacino’lu yeniden çevrimi de az-buz değil, ama bizim gönlümüz yine klasik olandan yana),

217) A Man And a Woman, 1966 (Yönetmen: Claude Lelouch),

218) Rear Window, 1954 (Yönetmen: Alfred Hitchcock),

219) Bullit, 1968 (Yönetmen: Peter Yates),

220) Fantastic Voyage, 1966 (Yönetmen: Richard Fleicher),

221) Planet of Apes, 1968 (Yönetmen: Franklin J. Schaffner / Serinin dört devam filmini kesinlikle ciddiye almayın. Tıpkı Matrix-2 ve 3 gibi onlar da ancak ilk filmle ortaya çıkan büyünün bozulmasına yardımcı oluyorlar!)

222) The Omen, 1976 (Yönetmen: Richard Donner / Bu unutulmaz korku-gerilim klasiğinin de üç ayrı devam filmi var, ancak her birinde kalite adım adım düşüyor. Ayrıca, öykünün kaçınılmaz bir boyutu olarak filmde varolan yoğun şiddete de dikkat!),

223) Blade Runner, 1982 (Yönetmen: Ridley Scott / Mümkünse, 1993 tarihinde piyasaya sürülen “yönetmenin özel kurgusu” versiyonunu izleyin),

224) Wuthering Heights, 1939 (Yönetmen: William Wyler / Emily Bronte’nin bu klasik romanının 1953, 1970 ve 1992’de üç uyarlaması daha yapıldı. Ama hiçbiri Wyler ustanın öncü filminin eline su dökemedi),

225) Three Days of the Condor, 1975 (Yönetmen: Sydney Pollack),

226) The Sting, 1973 (Yönetmen: George Roy Hill),

227) Love is a Many Splendored Thing, 1955 (Yönetmen: Henry King),

228) Deliverance, 1972 (Yönetmen: John Boorman / Sıkı öykü, sıkı oyunculuklar ve usta işi bir yönetim; ancak içerdiği şiddet ve müstehcenliğe de dikkat!),

228) The Day of the Jackal, 1973 (Yön: Fred Zinneman),

229) Invasion of Body Snatchers, 1956 (Yönetmen: Don Siegel),

230) Death Trap, 1982 (Yönetmen: Sydney Lumet),

231) Strangers on a Train, 1951 (Yönetmen: Alfred Hitchcock),

232) Seven Brides for Seven Brothers, 1954 (Yönetmen: Stanley Donen),

233) Les Miserables, 1947 (Yönetmen: Lewis Milestone / Victor Hugo’nun “Sefiller”i, televizyon ve beyazperdeye en çok uyarlanan romanların başında geliyor. 1935, 1947, 1952, 1957, 1978, 1995 ve 1998 yıllarında yapılan uyarlamaların bizce en başarılısı, kronolojik olarak ikincisi. Ama yine de son tercih sizin!)

234) Ghost, 1990 (Yönetmen: Jerry Zucker),

235) The Insider, 1999 (Yönetmen: Michael Mann),

236) Ice Age (Animasyon), 2002 (Yönetmen: Chris Wedge),

237) Shine, 1996 (Yönetmen: Scott Hicks),

238) Hardcore, 1979 (Yön: Richard Fleicher/ Beyazperdenin Patton’ı George C. Scott’un en unutulmaz oyunculuk gösterisi. Modernitenin yarattığı toplumsal çöplüklerden biri -porno endüstrisi- üzerine çok sıkı bir söylemi var, ancak içerdiği zorunlu müstehcenliğe de dikkat!)

239) Love Bug, 1969 (Yönetmen: Robert Stevenson / Akıllı Volkswagen’in serüvenleri sonradan bir film dizisine de kaynaklık etti. Hepsi keyifle izlenebilir),

240) Flatliners, 1990 (Yönetmen: Joel Schumacher),

241) Beatiful Joe, 2000 (Yönetmen: Stephen Metcalfe),

242) Limelight, 1952 (Yönetmen: Charles Chaplin),

243) The Lady Vanishes, 1938 (Yönetmen: Alfred Hitchock/ 1979’da yönetmen Anthony Page tarafından yeniden çekildi. Ama Hitchcock’un karşısında çırpınmak beyhude tabiî!),

244) The Last Days of Pompei, 1935 (Yönetmen: Ernest B. Schoedsack),

245) The Messenger: The Story of Joan of Arc, 1999 (Yönetmen: Luc Besson / Hayatı birçok kez beyazperdeye uyarlanan Hıristiyan azize Jean D’arc üzerine en son ve de şimdilik en iyi uyarlama),

246) Norma Rae, 1979 (Yönetmen: Martin Ritt),

247) I am Sam, 2001 (Yönetmen: Jessie Nelson)

248) Dry White Season, 1989 (Yön: Euzhan Palcy),

249) Reversal of Fortune, 1990 (Yönetmen: Barbet Scroeder),

250) Immortal Belowed, 1994 (Yönetmen: Bernard Rose)

Categorized under: Afiyet OLSUN

Zindandan notlar-Aliya Izzet BEGOVİÇ

19

Categorized under: Kategorisiz

Aşk ve Sevgi…


Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır. Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur. Aşk genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir. Oysa sevgi ruhun içinden doğar, bir ruhun yükselebileceği bütün yerlere, sevgi de onunla birlikte doruğa tırmanır.

Categorized under: Dikkat Köpek Var

Bu ulke’den seçmeler-Cemil MERİÇ

1626[1]
Tanrı, yıldızlarla oynayan bir çocuk.
Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin.
Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade.
Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler.
Yıldızlar tanrı’ya yetmiş mi?
Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem.

Categorized under: Kuantum -Kaos-Bulanik mantik

Saçaklı Mantığa Giriş

fuzzybrain[1]İkili Mantık

İkili mantıkta bir önerme ya doğrudur ya da yanlış.

Doğru ( 1 )

Yanlış ( 0 )

sayıları ile gösterilebilir.

Bu gösterim, ikili sayı sistemi ile de birebir örtüşür.

İkili sayı sisteminde 0 ve 1 rakamları kullanılır ve basamaklar ikinin kuvvetleri şeklinde gider.

Dünyada ‘10’ çeşit insan vardır: ikili sistemde saymasını bilenler ve bilmeyenler.

Boolean Algebra (İkili Cebir) ikili sayı sisteminde “VE, VEYA, DEĞİL …” gibi işlemlerin nasıl yapılacağını tanımlar.

Bilgisayar sistemleri de Boolean Algebra (İkili Cebir) üzerine kuruludur.

İkili Cebirden Birkaç Örnek:


Sayı ile Yazı ile
0 VE 1 = 0   yanlış VE doğru = yanlış
1 VEYA 0 = 1 doğru VEYA yanlış = doğru
1 DEĞİL = 0 doğru DEĞİL = yanlış
1 VE (0 VEYA (1 VE 0)) = 0 doğru VE (yanlış VEYA (doğru VE yanlış)) = yanlış

Kelebek etkisi

 

“Bir mıh, bir nal kurtarır,

 bir nal bir at kurtarır, bir at, bir atlı kurtarır,

 bir atlı bir savaş kurtarır,

bir savaş bir vatan kurtarır.”

 

Kaos paradigmasını özetlemekte kullanılan bu kadim gözlemi kendime durup durup hatırlatmama vesile olan yüzlerce olaya hafta başında Prof. Ziya Selçuk’un,(1) ardından Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik’in ilkööretim müfredatının çağın bilgileri doğrultusunda yeniden ele alınacağına dair demeçleri eklenmişken, dün de Gazi Üniversitesinin kadirşinas öğretim üyesi Yakup Deliömeroğlu’nun “Schrödinger’in Kedisi” roman ikilisiyle kuantum fiziğinin düşünsel sonuçlarının kamuoyuna yayılmasını irtibatlandıran yazısını gördüm.(2) Müfredat dönüşümünün hayli zaman alacağı kuşkusuzdur, ancak kadim gözlem bir kez daha doğrulanacak gibi duruyor: “Bir mıh, bir nal kurtarır…” Hal buyken, Sayın Bakan’ın “siyah-beyaz diye birşey yok artık…” saptamasıyla özetlediği gelişmeyi bir kez daha hatırlatmak farz oldu.

Beş yüz kadar önce, Ortaçağ’ın sonu “Aydınlanma Çağı”nın ilk işaretleri: Aristo’yu kaynak edinen Kopernik, Kepler, Galile ve Newton’la(3) devam eden bir dizi buluş ve/yada keşif. Sonuç, semavi dinlerin dünya ve kâinatın işleyişine ilişkin açıklamalarını reddeden, “doğrular”ın vahiy ya da usavurumla değil, gözlem, ölçüm ve deneylerin sonucu belirlenebileceği ilkesinin kesin olarak benimsenmesiyle sonuçlanan yaklaşık üç yüz yıllık süreçin başlaması.

Dünyanın çok sayıda olmakla birlikte tümüyle “gözlemlenebilir ve çözümlenebilir” verilerden oluştuğunu iddia eden Newton, gözlem ve çözümleme sonucunda ortaya çıkacak birkaç sade, basit ve kesin kanunun “bütün”e uygulanabileceğini, bu sade ve basit kanunların Kâinatın bütününü kesin olarak açıklayabileceğini savunur. Newton fiziğinin tanımladığı evren ve dünya, belirgin kurallara göre işleyen, “deterministik,” yani her olayın bir takım sebeplerin kaçınılmaz sonucu olarak tezahür ettiği, bulanık olan, ortada kalan hiçbir yönü olmayan, başı sonu belli “mekanik” bir sistemdir.

Klasik Fizik’in dünyası bir ya-ya da dünyasıdır. Aristo’nun doğrusal mantığın kurallarına tabidir. Bir şey, ya doğrudur, ya da yanlış; ya siyahtır ya da beyaz. “Hem doğru hem de yanlış” olamaz, çünkü bilimsel yöntemle saptanan “doğru” tektir.

“Doğru”nun “tek” olduğu inancı, zaman içinde modern dünyayı şekillendiren sosyal bilimleri, ekonomiyi, sanatı, edebiyatı, müziği daha da önemlisi siyaset bilimini şekillendirir; ideolojileri keskinleştirirken, “toplum mühendisliği” dediğimiz olguyu yüreklendirir. Toplum mühendisliği, “doğru”yu, baskıcı ya da en azından Jakoben/tepeden inmeci yönetimlerle dayatmakta mahzur görmez, hatta şart sayarlarken, ideolojiler keskinleşir. Gri alanlar, belirsizlikler, yozluk, bozukluk şahsiyetsizlik, anlamına geldiği için yoksayılırlar. Eğitim, aynı doğrultuda, kesin, keskin, muğlağa, müpheme yer vermeyen, sonu “dır.” ve “tır.” ile biten mekanik bir diskur hüviyetine bürünür.

Birinci Aydınlanmanın mekanize kâinat görüşünün sarsılması, 1920’lerde, “ışık”ın doğasına ilişkin yeni bulguların sonucudur. O yıllara kadar “ya” cisimcik bölüklerinden, “ya da” dalga serilerinden oluştuğu kestirilen ışığın, Aristo mantığının “ya-yada” kuralına uymadığı, tersine “hem dalga serilerinden hem de cisimcik bölüklerinden”oluştuğu anlaşılır. Bu bulgu, klasik bilim dünyasının “doğru” anlayışını altüst eder. Siyah-beyazcı Newton fiziğinin aksine, kuantum fiziğinin şiarı ““Hiçbir şey şey kesin değil, hiçbir şey imkânsız değil” ibaresi olur. “Kesinlik” diye birşey yoktur, “tek” doğru diye birşey yoktur. Albert Einstein’ın “matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir” saptamasıyla birlikte Kuantum Devrimi reddedilemez bir oluşum haline gelir. Dahası, ışığın dalga veya cisimcik niteliğini gözlemci ile adeta bir diyaloğa girerek belirttiğinin ortaya çıkması işleri daha da karıştırır.

Arşimed’in “Evraka! Evraka!” diye bağırdığı su ve tas deneyini hatırlarsınız. Kuantum Fizik’inin evrekası da ışığın hem dalga serileri hem de cisimcik bölüklerinden oluştuğunu saptayan deneydir. Şöyle ki, herhangi bir ışık kaynağının, mesela bir ampülün, önüne dalga dedektörü koyulduğunda, ışığın dalga niteliğini açık ettiği, oysa cisimcik dedektörü kullanıldığında cisimcik niteliğini sergilediği saptanır. Bu deneyin telmihi, ışığın biz onu nasıl görmek istiyorsak, kendisini bize öyle gösterdiğidir! Deneyin sonucu öylesine garipsenir ki, kuantum fizikcisi Erwin Schrödinger, ışığın bu hem dalga hem de cisimcik olma niteliğini vurgulamak için “Schrödinger’in Kedisi” diye anılan ünlü kuantum deneyini tertipler. Schrödinger, bu deneyle ışığın tetikleyeceği bir tabancanın namlusunun karşısına yerleştirilen bir kutuya konan kedinin ölü ya da diri olmasının, ışığın dalga ya da cisimcik gibi hareket etmesine bağlı olduğunu göstermeyi amaçlar. Işık, cisimcik gibi hareket ederse kedi ölecek, dalga gibi hareket ederse yaşamaya devam edecektir. Işığın ne zaman nasıl hareket edeceği “asla bilemeyeceğimiz şeylerden biri” olduğu için, deney bizi kedinin ölümle/yaşamın üstüste bindiği, süperpoze, bir durumda olduğu şeklinde garip ve tekinsiz bir gerçeklikle karşı karşıya getirir. Böylece aynı anda ölü ve diri olmak gibi bildiğimiz hayatta “imkansız” olduğu düşünülen bir keyfiyetin kuantum dünyasında bir gerçeklik olduğu vurgulanır.

2000li yılların dünya görüşünü şekillendireceğine kesin gözüyle bakılan Kuantum fiziğinin, insanın kendisine, bedenine, topluma, Kâinatı oluşturan canlı cansız tüm varlıklara hatta “canlılık ve ölülük” durumlarına bakışını radikal bir biçimde değiştireceği öngörülmektedir. “Post-modernism” yani “modernism-sonrası” denilen oluşum da bu oluşum. Yeri gelmişken, “post-modern” roman, belirli bir kurguya sadık kalmayan, ahkâm kesmeyen roman.

Kuantum fiziğiyle eşzamanlı gelişen “Kaos Paradigması,” Newton fiziğinin “şunu şöyle etkilersen bu sonucu alırsın” şeklindeki nedensellik ilişkilerinin işlemediği deniz dalgaları, girdaplar, borsa hareketleri, insan toplulukları gibi davranışları öngörülemeyen dinamik sistemlerin işleyişine anlam kazandıran paradigma. “Toplum mühendisliği” ne denli özenle uygulanırsa uygulansın, insanların oluşturduğu dinamik sistemlerin başlangıç noktalarında meydana gelen en ufak bir değişikliğin beklenmedik sonuçlar doğurabildiğini gözler önüne seriyor. Bu“en ufak değişiklik” bir kelebeğin kanat çırpması kadar önemsiz olabiliyor. Literatüre “kelebek etkisi” olarak geçiyor: şu anda “Türkiye’nin herhangi bir yerinde kanat çırpan bir kelebek, bir süre sonra İstanbul’da, Ankara’da ya da başka bir yerde fırtınaya sebep olabilir.” İster bir yasa teklifi, ister bir makale, ister bir şarkı, tek bir şarkı, kelebek etkisi yaratabilecek, ne kadar iyi düzenlendiği, denetlendiği sanılırsa sanılsın, herhangi bir sistemi öngörülemeyecek biçimde sarsabilecektir.

“Ateş olsa cürmü kadar yer yakar”ın hiç de gerçekçi bir deyiş olmadığı, tersine, “bir mıhın bir nal, bir nalın bir at, bir atın bir atlı, bir atlının bir savaş, bir savaşın bir vatan” kurtarabileceği ispat ediliyor ki, hem sevindirici, hem de korkutucu – hayatın ta kendisi gibi.

 

1)Talim Terbiye Kurulu Başkanı

                                                  

                                                                          

Categorized under: satıra düşen sözler

şöyle bir bakınca

şöyle bir bakınca olanlara

acaba diyorum yaşananlara

sanma bunlar şükürsüzlük alameti

aksine bi nefis muhasebesi…

döndüğümde içime

bikaç soru beliriyor zihnimde

acabalara gebe..

ne mi bu acaba?

sanırım en doğru kelamla:

“acaba ötekinin yerine geçip

onun bakışıyla ulaşılır mı doğruya?

yoksa koca bir hata mı hikmet yolunda?”

yani 4köşeli bi dünya da

ortaya geçip bütüncül bakışla

en azından zannımız o ya..

bakabilirmiyiz yaşananlara?

yoksa bizim yolumuzda ötekinin

işaretiyle koşuyor gibimiyiz kazaya?

şarampale yuvarlanmadan evvel

buna bi çözüm derhal:)

bak yıne aynı hal

ötekine sorulmuş bi sual.

buyur gel yanında cevapla

Categorized under: ikra yla düşünce yola

Kadere Karşı Koy A.Ş.

Alev Alatlı

Kadere Karşı Koy A.Ş., bilgi ile yaratıcılığın muhteşem dansı. Zihnimizin ücra köşelerine saklayarak, yalnızca kendimize italikleyebildiğimiz şüphelerimizin kayıtsız şartsız dürüstlükten alınan güçle, cesaretli bir dışa vurumu. Büyük bir ciddiyetle oynadığımız yaşama dair rollerimizin aslında karikatürden ibaret olduğunun belgesi.

Categorized under: satıra düşen sözler

Yıkılma Sakın

Yıkılma Sakın

Sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.

Categorized under: BIZE DÜŞEN KARELER

üsküdar